“Uyum” kavramı Türkiye’nin hukuki mevzuatına ilk kez 2013 yılında TBMM tarafından kabul edilen Yabancılar ve Uluslararası Koruma yasasıyla girdi. Aynı yasa ile kurulan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, yasanın öngördüğü birinci 5 yıllık Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planını’nın hazırlık çalışmalarını Şubat 2016’dan yana ilgili Bakanlıklarla koordine ediyor. Bu çalışmalarda ortaya çıkmaya başlayan taslak belge büyük bir olasılıkla bugün (15 Şubat 2018) Göç Politikaları Yüksek Kurulu toplantısında görüşülerek nihai şeklini almaya başlayacak. Belge henüz taslak halinde olduğu gerekçesiyle, Göç İdaresi tarafından kamuoyu ile paylaşılmadı. Buna karşılık Göç İdaresi Genel Müdürlüğü akademisyenler ve STK temsilcileriyle 7 ve 8 Şubat tarihlerinde iki istişare toplantısı düzenleyerek bilgilendirmede bulundu. İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi olarak taslak üzerindeki bilgilerimizin çok dar sınırları içinde, önümüzdeki beş yılın uyum politikalarını şekillendirecek Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planında görmek istediklerimizi aşağıda paylaşıyoruz.

Türkiye’de farklı hukuki statülerde bulunan ve farklı uyruklardan yaklaşık 4.3 milyon yabancı yaşıyor. Türkiye 1951 tarihli Mültecilerin Statüsü’ne dair Sözleşmeyi, coğrafi kısıtlama ile kabul etmiştir. Dolayısıyla, ülkenin sığınma sistemi Avrupa dışından gelen mültecilerin kalıcı çözüm olarak bir başka ülkeye yerleştirilecekleri varsayımına dayanıyor. Onyıllar boyunca, ABD, Kanada, Avustralya ve bazı Avrupa ülkeleri, Türkiye’ye sığınan yüzbinlerce mülteciyi kendi ülkelerine kabul ederek Türk sığınma sisteminin işleyişini sağladılar. 2010’lardan itibaren sayıların artması, Avrupa ülkelerinin sınırlarına duvarlar örüp tel örgüler çekmeye başlamasına paralel başka ülkeye yerleştirme imkânları giderek daraldı. Bugün 3.4 milyon Suriyeli ve 400,000 Suriyeli olmayan mültecinin yaşadığı Türkiye’den üçüncü bir ülkeye yerleştirme işlemleri, çok küçük istisnalar dışında hemen hemen durdu. Türkiye ilk defa olağanüstü sayıda bir mülteci topluluğuna ne zamana kadar süreceği belli olmayan bir gelecekte kendi topraklarında uluslararası koruma sağlamaya devam edeceği gerçeği ile karşı karşıya bulunuyor. Mültecilerin kendi yaşamlarını sürdürebilmeleri, kendi geleceklerini hazırlamaları, Türkiye’ye katkı yapabilmeleri için uyum ve entegrasyon stratejilerine duyulan ihtiyaç ortadadır. Bu nedenle 5 yıllık Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planını hazırlıkları büyük önem taşıyor.

Beş yıllık bir dönemi kapsayacak bir Uyum Strateji Belgesi’nin “iyi-Mültecilerin büyük bir bölümünün ülkelerine geri dönecekleri”, “mevcut durum- mülteci sayısının bu süre içinde aşağı yukarı aynı kalacağı)”, “en kötü-yeni göç dalgalarıyla sayının artacağı” gibi en az üç senaryoya göre hazırlanması yararlı olacaktır.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Yasası yabancılar için farklı ikamet türleri ile farklı uluslararası koruma ve geçici koruma kategorileri içermektedir. Uyum Strateji belgesinde mümkün olduğu kadar “ Göçmenler” gibi genel kavramlardan kaçınılarak, yasadaki kategorilere giren kişi ve grupların özel durumlarıyla ilgili stratejik amaçlar belirlenmelidir.

 

Uyum Strateji belgesinde kapsanacak alanlar ve temalar olabildiğince geniş tutulmalıdır. Şu temaları önerebiliriz: Bilgilendirme; eğitim; sağlık; toplumsal katılım; sosyal yardımlar ve istihdam; uluslararası korumaya erişim; kayıt; hukuki haklar, adil yargılanma, mahkemelerde eşit muamele; barınma (Kampların 5 yıl içindeki hedeflenen statüsü, konut-kira yardımı); aile birleşmesi; serbest dolaşım (kısıtlamalar kalkacak mı? Uydu kent uygulaması gelecekte sürecek mi?); İkamet politikaları (Orta, uzun vadeli ikamet izinleri); Vatandaşlık; Fikri mülkiyet hakları; Sosyal güvenceler ve onlardan eşit yada positiveayrımcılıklı bir biçimde yararlanma; İnanç ve inanç eğitimi özgürlüğü.

Uyum strateji belgesinin göz ardı etmemesi gereken bir yönü, stratejik hedeflerin mümkün olduğunca ölçülebilir hedefler halinde belirlenmesidir. Başta yazılan senaryolara göre örneğin kaç öğrencinin okullara erişebileceği, kaç hastaya tedavi sağlanacağı, ölçülebilir hedefler olarak konmalıdır.

Uyum Strateji Belgesi, kalıcı çözümler konusundaki hedefleri çok net koymalıdır. Senaryoların ışığı altında, Türkiye’nin önümüzdeki 5 yıl içinde gönüllü geri dönüş, uyum (entegrasyon) ve/veya üçüncü ülkeye yerleştirme konusunda ne tür sayısal ve diplomatik çabalar sarf edeceği hedef olarak belirlenmelidir. Başka ülkelerin yerleştirme kotalarını arttırmaları için STK’ların da desteği ile potansiyel yerleştirme ülkelerine yönelik yürütülecek baskılar, anlatılabilir. Bu bağlamda Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planında, Türkiye’nin 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne dair Sözleşmeye uyguladığı coğrafi kısıtlama hakkında ne düşünüldüğü ifade edilmelidir.

Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planı, 5 yıllık dönem içinde öngörülen yasal/mevzuat değişikliklerden söz etmelidir. Dinamik bir göç olayında, yasaların, ikincil mevzuatın hızla geliştirilmesi gerekmektedir. Hatırlanacağı gibi Almanya ve İsveç gibi ülkeler, 2015-2016 kriziyle karşı karşıya kalır kalmaz entegrasyon yasaları çıkarttılar. Parlamentoda usulüne göre görüşülüp kabul edilen yasal düzenlemeler yapılması, kamuoyunun ileride mülteciler hakkında olumsuz algılar oluşturmasını da engelleyecektir. Yalan, nefret söylemi, şiddet içerek, yanlış ve deforme edilmiş bilgiye dayalı propagandalar, herkese açık yasalar sayesinde etkisiz kılınabilir. Dolayısıyla, 5 yıl içinde uyumla ilgili yasal ve düzenlemelerinin yapılacağı, stratejik bir hedef olarak dile getirilebilir.

Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planı, 5 yıllık dönem için Türkiye’nin uluslararası mülteci hukuku ve politikalarının gelişmesine nasıl katkıda bulunacağına dair hedefler içermelidir. Türkiye’nin, BM çerçe vesindeki “Mülteciler Küresel Mutabakatı”na yapmakta olduğu mevcut katkı vurgulanmalı, Eylül 2018’sonrasında bu mutabakatın uygulanmasında nasıl bir izleme mekanizması geliştirileceğine dair hedefler belirlenmelidir. Yük paylaşımı ilkesinin bağlayıcılığını güçlendirecek ne tür adımlar atacağı, 5 yıllık diplomatik çabalar sonucu ne elde edilmesinin umulduğu planda yer almalıdır. Keza, Türkiye’nin savunduğu, güvenli bölgeler oluşturulması fikrinin uluslararası platformda bir karşılık ve kabul bulması için sağlam yeni argümanlar geliştirilmesi stratejik hedef olarak yer alabilir.

Türkiye’de uyum konusunda toplumun her kesiminde bir bilgi eksikliği mevcuttur. Türkiye’nin uluslararası mülteci hukukunun gelişmesine katkıda bulunabilmesi için mevcut entelektüel kapasitesini hızla arttırması gerekmektedir. Bu çerçevede, kamu çalışanları, STK çalışanları ve akademisyenlerin eğitimine yönelik hem sayısal hem de niteliksel hedefler Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planı’nında yer alabilir.

Uyum Strateji Belgesi, uyum alanında önümüzdeki 5 yıl süreyle kamu ve STK aktörlerinin, akademisyenlerin, iş çevrelerinin, uluslararası kuruluşların, belediyelerin, muhtarlıkların, dini ibadet kurumlarının rollerini daha iyi tanımlayabilir.

 

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/dusunenlerin-dusuncesi/gocmen-multeci-uyum-strateji-2610356/

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/dusunenlerin-dusuncesi/gocmen-multeci-uyum-strateji-2610923/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir